20 Aralık 2012 Perşembe

Artık şunu ya da bunu seviyor değilim,antidepresanların bile yetemediği noktadayım.Tarif edemediğim bir yıllanmışlığım var kendimi sevmekte bile zorlanırken insan sevmeyi nasıl başarırım ki sanki!Nerede bıraktım genç ruhumu çocuksu yanımı bilmem ama yorgunum hem de çok kim üzerine toprak atsınlar diye yalvarır Allah'a,ya da birine aşık olur göz göre göre o da sevse de kendini yokmuş gibi kim davranır.Neşeli olduğu zamanlardan çok ruhunu kaybettiği yıpranmışlığı hatırlar ki.Ah eski dost görünümlü şeytanlar yediniz ruhumu liğme liğme ettiniz ettiğinizin yarısını göstersin yaradan size de benim acımdan bir pay almış olun hatrımı sormadan tımarhaneye yatırmaya kalkan gardiyanlar,kıskançlıktan önünü göremeyen rabbin esirgedikleri ruhu satılmış kadın kız peşine ömür sürdüren yarım akıllılar,annesinin ölümünü bahane edip yolunu şaşıranlar,dost zannettiğim iftira atanlar dedikodu yapanlar hepiniz aman diyim ölmeyin ızdırabınızı çekin öyle gidin bu diyardan ben ölmeden önce öldüm ama bunu ilah uğruna değil yaşadıklarımdan diyorum ben öldüm kendimi bir gece tüm eskilerle vedaşırken bulduğumda Canı bile arayıp vedalaştığımda ardarda 40 sigarayı 2 saatte devirdiğimde ipi tavana astığım mektuplar yazdığım bir gecede ben öldüm,neden mi hala yaşıyorum,çünkü son sevdiğim düşündüğüm rabbimin gönlünü zaten ölesiye kırdım içki masalarında yabancıların elini tutarken dedikodu yaparken fal bakarken küfrederken inanmazken kırdım.O affeder aciz değil bizler gibi kin yok onda cezamı kabul ediyorum sonuna kadar hak neyse o işlemeli ne eksik ne fazla ki bunu en doğru yerine getireceğinden zerre şüphemin olmadığı rabbime bıraktım.Bedenen yalnızım ama bu değil ki birinin yatağını ısıtmak istiyorum bu saatten sonra bir muhabbet istiyorum ki bakmakla görmek farkı bakış açısı deyimlerini yaşayarak öğreniyorum.Baktığım yerde hep kötüler vardı hep küfürler dedikodular vardı.Şimdi gözlerimde rab var dahasını istemem.Bir dostum vardı hayalimde yarattığım gözlerimin önünde ama onda olmayan tüm iyi sıfatları yakıştırdığım o son kozummuş gözlerimin önünde gökdelenler yıkılsa şaşırmam artık.

 Bu gün kıyamet kopacakmış,maya teyze öyle demiş aslında dememiş de biz yine fal bakmışız kendi kendimize hep olduğu gibi...

 Hani kopmaz ya bi ihtimal veda mektubumuzu kalamazsak kalanlara gönderelim.

Rabbim ben birini sevdim seni sevemediğim zamanlarda(beni affet)kalbimin tamamını verdim.Sonra başka ve başka birilerini dibe vurdum anlayacağın yalnızlığın haltına sen hep vardın oysa ki neyin yalnızlığı bilmem sen koru kurtar bu zavallı kulunu...

Annem ayaklarının altı öpülesi kadın gözümün gönlümün aydınlığı sana onlarca mektup yazdım ama okutmadım ben her okuduğumda ağlarken sana nasıl kıyıp okuturdum,anacım gönlümün sultanı sevdiceğim ardımda bıraktıklarımın koruyucu meleği dualarınla ayakta bu yavrun hakkın helaldir bilirim ama yine de ardımdan söyle helal ettiğini...

Babam ciğerim sana iyi evlatlık yapabildim mi hep düşündüm kafamda ama elimden geleni yapmaya çalıştım.Her şeyimi anlattım bir sigara içtiğii bilemedin,o da içimde kalan uktedir sen de affet hakkını helal et...

Kardeşlerim Prensesim,Paşam kuzularım siz de benim evlatlarımsınız canım size feda olsun isterdim ama insanoğlu pislik işte yapamadım belki sizden fazla yedim içtim ama sizle aç kalmaya razıydım ben,siz de helal edin ablanıza hakkınızı benim hepinize varsa eğer hakkım helaldir.

Sen yarim dediğim ama asla yari olmadığımı bildiğim tek adam senden başka da kimseye demedim yar falan diye ben seninle yaşamak isterken sensiz ölümlerden ölüm beğendim.Neyse işte sen de helal et..

17 Aralık 2012 Pazartesi

Sana yazdığım mektup eskilerin resimlerinin hemen yanında,tek senin okuyacağın bir yerde ben gittikten sonra bul onu
Gidenler çok oluyor bu aralar ama olsun gitsinler hepimiz gidici değil miyiz sanki kimse benim hayatıma kazık çakmaya gelmedi sonuçta ben de giderim bundan böyle çok da zor bir şey değil benim için vedaları bile bıraktım son sahnelerim bile kalmadı artık hayatımda herkesi bıraktım gitti kimse kimseyi tutamaz tutmamalı da zaten yine kaçak hayatına başlıyorum bu defa bu kaçış diğerlerindeki gibi kendimden değil kaçmam gereken herkesten her şeyden kaçıyorum gidiyorum ben bulabilecek olan yok içinden geleni yapmaya konuşmaya hatta susmamaya gidiyorum bir liste hazırlayacağım kendime öyle yaşayacağım.Hani hergünü aynı olandan ama birer dakika kayarak uygulayacağım böylece hiç bir gün diğerinin aynısı olmayacak,şaka bir yana ben çocukluğumun içine gidiyorum kuralların değil çimlere basmanın tadına dans edebildiğim günlere şakalara barışmışlıklara intikamsız ve umursamaz hayatıma herkese şekerlerimden vermeye gidiyorum tek başıma toprakla oynamaya gidiyorum bebeğimle oynamaya ve koşmaya gidiyorum.Beni beklemeyin gördüğünüz ben değilim artık yani sizin yarattığınız ben değil ben yeniden ben olmaya gidiyorum.Herkesi her şeyi sevmeye aşkın sesini yitirdiği gözlerin aşk olduğu hikayelere koşuyorum beni beklemeyin anacım :)

14 Aralık 2012 Cuma

Nefes alamıyorum.Bir şarkıyla bu kadar fena olabileceğim hiç aklıma gelmemişti.Ağlamama sebebim aklıma geldi.En son ağladığımda akut astım krizi gelmişti içim acıdıkça nefes alamdım ve sonra boğulmak üzereyken kriz geldi bedenim kendini kastı oksijensizlikten yüzümde benekler oluşmuştu geçtiğinde ise uzun bir süre ağlamıştım.Bir daha kimse için ağlamayacağım demiştim.Bu krizler genelde kendimi ifade edemediğimde ve aciz hissettiğimde gelirdi.Hiç birini özlemenin devamında gelmemişti,kaç yıl beklediğimin ardından bile gelmemişti ne oluyor da şimdi nefessiz kaldım dünkü meselesin sen lanet olmasın,geçiyor yavaş yavaş ama bir daha olmamalı ölmeden önce ölmekti hani yaşadığım hani geçen yıl ölmüştüm neden oluyor bunlar biri gider biri gelir bak yeniden biri geldi seni buldu o dünde kaldı bir aylık mesele amma uzadı.Şimdi onu düşün hatırla seni sıcacık seveni,birini olmazsa diğerini düşün her gün yoluna çıkmak için bin bir yol arayanı düşün o da olmazsa seninle konuşmak için binbir yalan uyduran telefon sapığını düşün tüm hakaretlerine rağmen daha da aşık oluyor ya da ayrılmanıza rağmen hala peşinden koşan salağı düşün bıraktığı için köpek gibi pişman oldu hem zaten daha cezasını almayan dönmeyen eski aşkın kaldı mı ki ilk aşkını düşün o şimdi hala seni yanında istiyor çocukluk aşkını düşün hiç bir şey bulamıyorsan bir piçi bile sevebildiğini düşün yani öyle zannettiğini daha kötü değil bu durum geçecek o da seni ne kadar severse sevsin bu defa kırılma kırmasına izin verme diğerleri gibi yap acıma sonra ufka bak ve bir piçin doğuşunu izle...

12 Aralık 2012 Çarşamba

Hepimizin beklediği gemiyi fark ettik ismail abiyle üstelik anamız babamız yanımızdayken arar olduk o gemiyi gemide ne var acaba mutluluk ya da huzur mu,bizi bize bağlayacak bi sebep mi,içip kendinden geçmek mi bilinmez ama beklenen gemi bir ömür sürebilir bazen gemi ümitlerimizi yitirmediğimiz sürece yani var olmak için bir sebep bulursak o gemi gelecek ya da biz kaçak bir yolunu bulacağız girmenin,neyin gafletidir neyin sarhoşluğudur bilinmez ama o gemi buraya gelecek ya da limanda çürüyüp gideceğiz.Geminin izine rastlayan yok ardından yakılan türküler nidalar şiirler dolu fakat vaz geçemiyoruz ondan...

 Eğer duyuyorsan beni sevgili gemi sana iki çift lakırdım var.Beni bu denli kendine bağladın vaz geçemiyorum da bazen yerimi yurdumu kaybetsem de seni beklemekten sabretmekten başka bir yol bulamasam da o gemi gelecek ana gibi baba gibi sarıp sarmalayacak ruhunu sözler verilecek dualar edilecek gelene dek en son bizi de alıp götürecek kendi ufkuna,tüm yorgunluğumuzu çekip alacak ruhumuzu ızdırabın ortasından...

 Siz hiç öldünüz mü bilmiyorum ya da ölüme inanıyor musunuz;ben gemiyi beklerken ruhumu yitirdim göz yaşlarımı ve inancımı,hepsini olmasa da insandan gelecek olan hayra dair.Bir gün bir gemi gelecek ve bu kabusun ortasından uyandırıverecek bizi ne bileyim işte bekliyoruz mahşeri bekler gibi ama tek bildiğim O GEMİ GELECEK..!

11 Aralık 2012 Salı

Giderken ardında göz yaşları bırakmak istemez kimse,ben de öyle gidiyorum.Bu gidiş ne ölümcül ne de mateme dayalı ben ışığa gidiyorum.Bu yolda göz yaşları ayrılıklara vedalara değil bu gidişin tek matemi eskilere acınanlara olandır.Sigaramı yakmaya gidiyorum gece ışıktan korkar da bırakır peşimi belki...

10 Aralık 2012 Pazartesi

Hayal kuruyordum,uyumuş olacağım ki garip bir şekilde devam etti hayal.Bi kapıya geldim kapı sıcak dışarısı soğuktu,kapıya ellerimi uzattıkça kolu kayboluyordu,sadece ısınmak için ellerimi uzattığımda kapılar sarıyordu etrafımı elimi çeksem onlar da gidiyordu;ama tek bir kapını üzerinde pencere vardı o da önümdeydi ve perdeleri kapalıydı.Pencerede bir gölge belirdi
-Evde yoklar
 dedi,
-Peki siz dedim siz kimsiniz ve nereden biliyorsunuz ayrıca kapıya bu kadar yakın bir pencereden bakarken nasıl oluyor da o evde kalmıyorsunuz.

-Ben
 dedi,
-ben hapisteyim bu evde bırakıp gittiler beni de.
Ne soracağımı ne yapacağımı bilemedim.
-Peki yemek su tuvalet?
-Hahah komiksin çocuk ne yemeği suyu ruhlar aleminde gerek yok bunlara,sen ne arıyorsun burada diye sordu?
-Bilmiyorum,hiç bir fikrim yok kapı neden açılmıyor?
-Çünkü hissediyorsun soğuğu bırakıp kapının sıcağını hissediyorsun.
-İyi de üşürken nasıl sıcağı hissetmemeli?
-O kapı açıldığında soğuktan daha soğuk varsa ya?
-O halde neden sıcak içi ısıtan bir sıcak?
-O senin sıcaklığın bırak kapıyı çek ve git kendini kaptırma içeriyi gördüğünde benden farkın kalmayacak?

Açmadan bilemezdim ama açarsam ne olacağını da bilemeyecektim hem her yer bomboştu nereye gidecektim ki?

-Bana yardım edin açmalıyım.
-Üzgünüm çocuk o kapıyı açamazsın ya donacaksın ya gideceksin.

Bekledim,bekledim...Soğuk içime işliyordu,donarak ölmek istemiyordum.Sonra madem ben ısıtıyorum bu kapıyı kendimi de ısıtabilirim diye düşündüm;ama artık geçti geç olmuştu.Sarıldım kapıya sımsıkı ısındım kendime geldim,sarılırken birden kapı açılmaya başladı.Kapının kolu yoktu evet ama kapalı değilmiş zaten ve gölge kayboldu diğer kapılar teker teker açılmaya başladı her birinden farklı tanıdıklar çıkıyordu.Önümdeki kapı bomboştu,ses görüntü hiç bir şey yoktu...

İçeriye girdim yürümeye başladım dışarıdan tek farkı soğuk yoktu ama sıcak da yoktu ilerledikçe merakım artıyordu yine de bir sona eremiyordum ölmek istiyor ölemiyordum nefesimi bile tutamıyordum gözlerim kapandı daha sonra bir koku sardı etrafımı beni kendine çekiyordu.Ellerimde bir sıcaklık hissettim ve yanağımda ses yok gözlerim bağlı ve bir kokuya aşık oldum.Gitmek istiyor fakat kokuyu bırakamıyordum,yönümü bulamıyor hafızam giderek silikleşiyordu.Kendimi bir odada buldum odada tek bir pencere vardı ve bir ışığa doğru bakıyordu pencerenin manzarasında onlarca kapı ve aynı sülüet perdenin ardından öyle bakıyordu.

Tek duyduğum söz

-Gitmeliydin...

4 Aralık 2012 Salı

Kendime o kadar söz vermeme rağmen giriyorum profiline ve diğer tüm üyelikelerine yeni hiç bir şey yok,içim bi garip oluyor yeniden hatırlıyorum seni infazlar bile zaman aşımına uğrayabilmiş bir memlekette bitmek bilmeyen bi esaret,olmayana ergi yaşıyorum insanlar sevdiklerini mutlu ederek yaşıyor,sen benim bir adım önümde olduğunda bile mutlu olduğundan emin olamıyorum oysa yaşanacak ne günlerimiz vardı ne hayallerimiz sevgilim bi taş parçasına aşk çok zormuş elleri kolları yok sesi olmadan konuşuyor dışımdan konuştuğumda gülüyorlar içten içe dalga geçiyorlar ben de tanrıyla konuştuğumu söyledim onlara aslında zaten daha çok tanrıyla monolog yaşıyoruz sana iyi bakmasına dair üzerine  ezar taşı bile dikilmemiş sadece bir taş var kocaman ve ağaç mezarın toprak aşınmasına uğramadı ama tam yattığın yerden başlıyor yokuş devletin oraya da el atmasından ölesiye korkuyorum  ve fark etmesinler diye arada çim atıyorum üzerine çocuks bi sevinçle bekliyor sonuçsuz fani rüyalar kuruyorum ve hayallerim hiç de sensiz değil sen ben ve aramızda koca çınar o koruyor bizi bundan ibaret insanlar bağlandıkça yaşama ben sana bağlanıyorum ve kimsenin bilmediği yerde olman kendimi güvende hissettiriyor şimdi yeni bir mabed buldum sana dair duaların edileceği ve o kadar benziyor ki mezarına sanki içinde sen varsın...

2 Aralık 2012 Pazar

Telefonum çalıyor,numara kayıtlı değil,içimden açmak gelmiyor,aklımdan en iyi ihtimal geçiyor "o" dur diyorum.Hala açasım yok ve devam ediyor ısrarla bir kaç kez oluyor arka arkaya bir mesaj geliyor ardından pat diye okumadan siliyorum.ardından bir garip his başlıyor bir burukluk giden zamana yanıyorum.Bi kitap açıp okuyorum bir müddet ve saçmadan bir film dönüyor ardından bizim çekmiş olduğumuz baş rolde olduğumuzdan saçma olamaz ama gidip gelmelerle dolu sevilmeden sevdiklerimiz gibi öyle boş ne güldüren ne ağlatan gerçekleri öt gibi gözümüze sokan zırvalardan upuzak,bir vals başlıyor ardından bir potpori aşk zırvasına isyan yazılarla dolu,geçen yıllara inat bir gülümseme başlarcasına dışarıdan görülmeyen karanlık ekrenlar dolusu siliniyor yavaş yavaş zaman değil çaresi beynimizin kendini yenilemesi yenilere yer açmak adına temizleme çabası işte.Üzgünüm eski dost kayboluyorsun görünmez oluyorsun yanımda...
Bazen dertlenirsin durup dururken efkar dolar içine,eskileri anarsın,ahlar süzülür dilinin ucundan veya geçiverir içinden öyle bir alaturka haline geliverir aşk sanki çook eskilerde yaşamış olduğun bir anmışçasına siniverirsin deliğine hatta hala unutulmamışsa son giden doğum sancısından beter bi sancı sıkıştırıverir kalbini,gideni düşünürsün önünü görmeden bir yandan şükrettiğin rabbine sırf dost olduğunuz için sitem ediverirsin.

 Nostalji geliverir aniden film şeridi gibi bi Serçe açarsın derinden bi de sanat müziği ardından içmişten beter olur gece terk edildiğini hatırlar ama ağlayamazsın yeminli olduğundan ekrana bakarsın boş boş...

Alev sönmüştür de bi rutin matem işte yaşanandan çok uzun sürer,hastalığın tedavisi bulunamadığından idamınıza hafifletici sebepler bulursunuz kara kediye emanet ederinsin incik boncukları o dağıtır konu komşuya komşunun oğlu aracılığıyla,erosun oklarını yazık ede ede sinersiniz köşenize,nefes almak bi paketi bir oturuşta içmişçesine daralır ve ardından bi cigara yakılır dökülemeyen safralar adına.

Gittin tebrik ederim;yediğin tüm haltların yanında bana bunu da yaptın demek gelse de içimizden karşıdakinden bir cevap gelmeyeceğini bilerek ya da gelse de daha da kırılacağınızı bildiğinizden atamayacağınız mesajlar hey anasını maymunlara hediye ettiğimin aşkı ne yaptın içimize,sen geldiğinden beri çocuk olamıyorum doyumsuzca.Oysa ne güzeldi salıncakta elma şekeri yemek ve lunaparka gittiğin günleri özlemek...

29 Kasım 2012 Perşembe

 Bana göre romantizm bakış açısıdır macere mum ya da gitar değil eli tutulamayan bir sevgili gibi işte platoniktir romantizm tutulabilen el tutkunun eseridir arzuların önemli olan yenik düşmemektir tutkulara aşkı aşk yapan da bozan da budur.

 Kahkalar atasım var,noluyo nen bana diye çığlıklar gönderesim yıldızlara,bakıyorum bi bok yok aslında evde su yok kirli çamaşır sepeti zorlasam zombi olacak sımsıcak değil kestane falan da pişirmiyoruz artık hatta havada görünen tek şey dolunay ama zıplayasım var işte çocuklar gibi çıplak ayak koşasım var heryere sevmek arzusundayım fekat henüz bulamadım değenini bulsam hemen durmadan karşılık beklemeden hayatını güzelleştirmek için çalışacak ve koşacağım dedim ya henüz değil yalnızlığı sever oldum milyonlarca kitap arasındaki oo yeee

Bu bir şahsa şahsi mesajdır

http://www.youtube.com/watch?v=ro7rIRtr3IY&feature=related

Sana diyorum vakti geldi kasım ve dolunay bir arada işte tut sözünü ben tuttum işte buradayım,pencereden bakıyorum romantik olmasa da her şey azcık düzeldim takıntılarımı söndürdüm insanların yalnızlığına acımıyorum da iki sene önce verilen söz tutulmalı artık bana söz verip tutmayan çok oldu da seninkini kabul etmiyorum.!

28 Kasım 2012 Çarşamba

Tüh bee..!Yine kaçırdım treni gemiyi otobüsü uçağı mekiği ulaşım araçlarını bisiklet bile kalmadı uykuyu da kaçırdım ki vay halime.
  Gitme isteği de gelmiyor ki artık uyuyup başka bir dünyaya uyanmayı isteyecek mecalim de kalmadı anam babam kardeşlerim ve sevdiklerim sağ şükür duygularım bi topallıyor kötürüm oldu gitti iyice.Tuşlara gitmiyor elim elimden gelse kalkmam yataktan şu aralar kalksam ne değişecek bir haftasonumu bildiğiniz yatarak geçirdim ki hala aynı gidiyor da kalkmalı bi yıkanmalı da üşendim gitti ona da yemek yemeye üşenmesem iyiydi evet evet en iyisi uyuym ben çok yoruldum yazarak

Plastik aşklar

Gecenin terimi yaptım yazdım gidiyor...

  Sevenden kaçarız,sevmeyenin peşinden koşarız en dandik aşklar bizi bulur sevgili ararken yakışıklı olsun deriz güzel gülsün deriz sevsin deriz giyinsin deriz çocuk olmasın deriz deriz de deriz işte...Acaba bakıyor muyuz kendimize ben olsam kendime bakmam bu ne vurdum duymazlık kıymet bilmezlik vefasızlık anasını.Etten kalpler bitti sanki acısın ulan bırakın da kanasın büyüyün büyüyelim adam olalım adam gibi bizim olsun aşk tek ömürlük ölümüne demiyorum plastiğin birine denk gelirsek hani dönüşü olsun da beş dakikada geçmesin acısı etten kemikten yaratılmışız ama ne halt yemeye nerden icat ettik estetik aşkları hem yalnızız diye bağırıyoruz hem de geleni kovalıyoruz yok böyle bir dünya tüm şairler bunu korumak için yarışmış biz evrimleşiyoruz ilk kommün kavimlere dönmesek bari evlenmenin yasak olduğu sevginin bilinmediği üremenin rastgele üreme amaçlı kombinasyon olarak kullanıldığı taş devrine gerçi şimdi de devrin adı taş ama başka şeyler için kullanıyoruz o kadar seveyim ben böyle işin ecdadını.Bana bakmayın dengesizin biriyim işte kaçıncı karakter yazıyor ömrümde bilmiyorum işte!

27 Kasım 2012 Salı

bir ah..

  Birini ölümüne sevdim...ki öldüm de,inanmadı ölümüme,bir nefesime takmıştı kafayı o da olmazmış ölülerde meğer;ne olduğumu bilemedim olmasaymış o nefes de iyiymiş sanki acının tazelenmesini almazdım o zaman çiçeklerin kokusunu kalbime çekemezdim...

 Bazen sancılanırım migren gibi bir şey bu arada geliyor sonra gidiyor ağrı kesici fayda etmiyor.Sevgilim gittin ya ölümüm ağır oldu yanında kanser olmaya bile razı olmuşken sen nerelerdeydin onca zaman ruhumdan parçalar verene kadar senin payını küçültene kadar neredeydin sen?Sevdiğin yoktu sevgilin yoktu eşin dostun bendim gittin ya öyle işte,şükür sancılarım dindi aşk acısı doğurdum ömrüme o büyüyor şimdi yanıbaşımda ellerine dokunamadan gittin sevdiğim mezarını görmüyorum toprağından aldığım kavanozum yok külün yok kokun yok çiçeğin yok mezarına getirdiğim niye gittin sevdiğim sabahları uyanmak zor olmazdı böylesi dostlarıma anlatamıyorum seni demek dost değillermiş gönlünlü benim dostum o da gitti beni terk etti yalnızlığa alıştım sevgilim bir gün yeniden buluşacağız gökyüzünün tam ortasında gün ağarmadan bekle beni içimde olanları anlatacağım bir bir sana...

 Ah sevgilim...gitmeseydin olmaz mıydı bir veda bari etseydin ben kimseye diyemiyorum yazık demesinler diye senin mezarında adımın da yazılı olduğunu ardından ağladığımı söyleyemiyorum neyse ki allah dert vermesin kimselere,buralara kaçtım dertleşmek için kimse okumasın diye sen oku her gece rüyalarıma gel yine sıcacık olsun yanım uyandığımda kabustayım zannedip rüyayı gerçek gibi yaşayayım ne istediğimi bilerek geçemedi ömrüm senden sonra acımı dindirmek için zibilyon çeşit hata yaptım geçmiyor hepsi geçti sen geçmiyorsun şimdi sağ gözüm acıyor sigaradandır heralde üç gündür uyanmıyorum sevdiğim öyle yarım yamalak ki ömrüm rüyalarla filmler arası gidip geliyorum seni özlüyorum evet özlüyorum bunu bilemezsin sen kalbinin atması ve ölümün kanına kaynaması sen benim için değil ama ben senin için öldüm senin nefesin olmasa da benimki yeter ikimizi birden yaşatmaya...

Faiş zevklerin aşkı

Bazen çarklar tersine döner,yalnızlığa en alıştığınız zamanda geliverir sevda,istemeden geri tepersiniz,en olmadık insanlar buluverir...

  Arayıp arayıp bulamayız "o" dediğimizi artık sinmişken kendi ruhumuza,geliverir işte bir bakışta anlarsınız;ama değişen o kadar çok şey vardır ki hayatınıza dair,hani biraz zaman önce görseniz her şeyin heyecanı daha farklı daha fazla olacaktır.Daha da geç kalma ihtimalinizden korkarsınız doğru insandan öncekine kapılıverirsiniz,doğruya yakın olan sizi görüp gider ardından izini de bırakır hani,siz ne yeniye gidebilirsiniz ne de yanlışınıza devam edebilirsiniz yeniden başlar yalnızlık tam dinmişken,hobaa yeniden;öyle bir aşifte dölüdür ki aşk öyle genel evde işçi olanla değil önüne gelene ipine sapına zevk bile almadan yanlışlıkla aradan kaçıp kendini aldatmak diye bir şeyi anlamayıp insanlara kötülük olsun diye bel altı faişelerin arada kaçmış dölü gibi işte ve o anda korkarsınız yalnızlıktan ölmeye yeniden alışacak ve vaz geçemeyecek kadar korkak olursunuz "o" geliverir en yanlış zamanda,olsa ölümsüz olacağının garantisi olmadığından sırtınızı dönüverirsiniz içiniz yana yana,yarayı tadarsınız yine yalnızlık bassa da geceyi bi cigara bi şarap açar sarılır uyursunuz yalnızlığınıza,ağlamayı unuttuğunuz geceye lanet edersiniz,zehri akıtmanın yolunu bulamaz önce hayvanları sonra duvarları anlarsınız ve tebrik ederiz insanları,lanetleyenleri ömrünüzün baharını,kilitler değil çelik zırh kurarsınız kalbinizin üzerine,hani sayılan milyon kat zar yetmez gelir size ve yorgunluk uyku hastalığı ve ardındaki uykusuz geceler yerleşiverir en derinden ne deli ne divane olabilirsiniz,aramıza hoş geldiniz...

25 Kasım 2012 Pazar

Ne bileyim..

Kimi kadınlaşmanın zamanı yeni bir aşk zanneder kimi yeni aşkla unutur kadınlığını kimisi kadınlığı anlayamaz bile kimi tek başına hükümet gibi yaşar...

  Hepsi kadın değil miydi bunları genetiği 44+(XX) değil midir bunların hepsinin multifaktöriyel olan insan evladının multimultifaktöriyel canlısı kadınlar...

 Kimisi evinin hatununu sever yemek yapan eve geldiğinde sıcacık gülümseyen çoluk çocuk peşine ömür sürdüren sadakat yeminlisi bakımdan bi haber zavallı tatlıcı tombağını,kimisi toprağını süren ineğinin koyununun horozunun peşinden koşan yatakla otlak arasında gidip gelenini,kimi kariyer para peşinde koşup etiket haline gelmişini,kimisi evinde kuma gibi yayvan yayvan dolananın,kimi üçlemenin(aşçı,hanımefendi,vuhu)peşinde maratondadır,kimisi nefes almasının kafi olacağını düşünür.

 Peki kadın ne ister sadakat mi şehvet mi dostluk mu huzur mu inanç mı mücadele mi sevgi mi macera mı...biri mi bini mi?

 Zordur anlamak kadınları hatta bazen kendileri bile kendilerini anlayamaz farklı düşünür ya da hiç düşünmez peşinden koştuğu çok şey vardır ya da durmak için neden aramaz isterse durur istemezse gider ki artık hep gidiyor kadın canı hep acıyor suçlusu kim erkekler mi?Hayır neden yine bir kadın ya da kadınlar...KAdın kadın için süslenir kadın sevdiğine değil başka kadınlara güvenmez kadın kadının düşmanı mıdır?Doğru insan tabirinde cinsiyet yoktur sadece yanlışın şeytan hükmünde olanı kadından gelir genelde kadındır kadını aldatan erkek suçsuz mudur onun da şeytansı özellikleri olanı vardır ama adamlar testesterona boğulmuş olduğundan onların söylediklerine yaptıklarına bakmayacaksın ruhuna ineceksin o zaman anlarsın onları...

 Ah kadınlar...Aranızda çekişip durmaktan yorulmuyor musunuz?Ben de kadınım ama sizi anlayamıyorum bu kadar değersiz mi hayatınız aklınızı sevgiyle dostlukla değil de rekabetle dolduruyorsunuz benim zavallılarım ben melek olamadım şeytanlığı da beceremiyorum ve size kıyasla insanlığın bencilliğini de layığıyla beceremediğimi fark ediyorum ben aşkım sadece kendim için sevgiyim açlık susuzluğum neşeyim bi o kadar da keder ben benim de benim beni bildiğimin binde biri kadar sizi anlamıyorum zavallılar siz bunun farkında olmasanız da...

Günaydın Sevgilim...

 Meksika tadında bir sabah daha...

 Günaydın sevgilim burada yılbaşı kışa rastlıyor senin için yaz olacak karların altında tık diye atacak sene göstergemiz senin ise deniz kum güneş olacak etrafında bu sene biraz daha garip olacak öğrendiklerimi sana da öğretecek her şeyi seninle ama kendime göre yaptığım bir sene olacak hayatı biraz daha ilginçleştirmek için sabit müzik türlerime yenilerini ekliyorum nefes almadan yaşamanın bittiği dönemdeyim aldığım her nefese şükretme zamanıdır bir yalanın peşinden giderken öğrendiğim country farklı bir renk kattı hayatıma ritmi mükemmel sana da gönderiyorum bir kaç tane :) http://fizy.com/#s/2b6duc bunu dinlemelisin sen geldikten sonra bununla dans edeceğiz daha şimdilik farklı zamanların çocuklarıyız bir gün eşitlendiğimizde dinleyeceğiz.

 Evet sevgilim farklı bir enerjinin peşinden koşuyorum bu aralar yarın baleye 5 aralıkta operaya gideceğim kardeşimulle zımbırtıdaki işim devam ediyor sana sevgimle birlikte sana tanışma tarihimizi de verdim 5 Aralık 2012 ADOB salon girişinde karşılaşacağız ilk tanışacak muhabbet edeceğiz sonra bizim okula gelmen için sözleşeceğiz asıl aşk orada başlayacak o da sürpriz mi olsun tarihini vereyim mi adını söylemeyeceğim ama evimde yazılı geldiğinde göreceksi bu da 2013 yıbaşı gecesine denk geliyor sınavım olduğu için şarap yerine kola içeceğiz hindi yapmaya zamanım olmayacağı için 5 ocakta telafi edeceğiz ama yeni seneye birlikte başlayacağız şaşıracaksın bunu okuduğunda sana bir sır vereyim mi sakın elimden tutma vaz geçerim senden sarılma öpme yaklaşma gül çünkü gülüşün çok güzel artık geri döndüğün için bir kutlama daha bizi bekliyor :) bana beni sevdiğini söyleyemeyeceğini de biliyorum komiktir ki sen henüz adımı bilmiyorsun ama ben seni gördüm saçlarının rüzgarla dansını gamzeni gördüm yanaklarındakinden bahsetmiyorum ruhundaki gamzen çok şirin sana ayrı bir tatlılık katıyor seni anlatmak o kadar hoşuma gidiyor ki şu anda nasıl tanışacağımızı merak ettiğini biliyorum ama onu sona bırakıyorum.Sana seni anlatayım dışarıdan çocuksu duruyorsun bedenen değil güler yüzünle neşenle içindeki acıları bu kadar saklamana gerek yok bana güvenebilirsin seni yarı yolda bırakmam diğerleri gibi aslında az çok biliyorum seni insanlar hisseder ama ayrılacağız kuzum ve benden vaz geçemeyeceksin daha sonra büyüyeceğin anda seninle olacağım birlikte yetişeceğiz zamana danslara filmlere ve kitaplara senden bir kitap önerisi bekliyorum iyi düşün çünkü o senin hakkındaki düşüncelerimi etkileyecek ben henüz hayatımın kitabını bulamadım senden bekliyorum dualarını da bekliyorum :) şimdi nasıl tanışacağımızı da söyleyeyim üzerindeki neşeyle ritminle tanıyacağım ben seni sen ise kapının önünde sigarasını yakmış arkadaşının içeri girmek için sabırsızlandığı sessiz birini göreceksin renklere gerek yok turuncunun yeniden doğuşu anına denk geliyor bunu hissedeceksin adımı sormayı bu defa unutma lütfen :) şimdilik hoşçakal sevgilim artık yarın ya da 5 aralıkta görüşürüz :)

4 Kasım 2012 Pazar

Yarım çeyrek dua

   Anlatamadım sessizliği,arkaplanda benimle gelenleri,ben aşkı yaşamak içim doğmuşum sadece çocuksu yanımın eşliğinde tüm yaratılanlar gibi köşe yazılarında hikayelerde araştırmalarda gökkuşağında ve zifirilerde arayanlardan oldum hep aradığım şey hep bulamadığımdı yani hep aramakla meşgul oldum çocukken ışığa koşanlardan değil ışığı kendiliğinden oluşturanlardan olmayı severdim hep bambaşka geçti hayat tadım...

  Hep aşkı aradım aşık olandım aşkların dipsizliğine sanata aşık oldum dostluğa aileme ve her şeyden önce yaratana bu devirde anlamıyorlar böyle işleri ya namazda sanıyorlar aşkı ya yatakta kalbi hikaye aracı olarak kullanmayı da öğrendiler kandırmacalar arasında yaşayıp gidiyoruz işte yuvarlanamadan çizginin üzerinde bale yapmaya çalışarak bizim sırat köprümüz nefes almak ve incecik çizgimizde tonlarca yükü iş edinmişiz kendimize cümleler kurmayı bırakıp bi kandırmacaya başlamışız oysa ne güzel hayaller ve yaşayabilmek içlerinde,karnımızı doyurabilmenin güzelliği ne güzeldir oysaki hala bebek maması yiyebilmenin çay içtiğinde yakılan sigaranın ve dertleşebilmenin sonsuz ve sınırsız bir güvende ne güzeldir onlarca kitap milyonlarca müzik arasında çarpışmalı aşkların arasında yaşayabilmek ve baş rolünde kalabilmek hayatımızın yeniden her şeyi kaybettiğinizi hissederken ümitlenebilmek baştan yazbilmek bir kitabı onca şeyin arasında

   Güzeller baktıkça görülür kötüler için hiç bir şeye gerek yoktur onlar sadece güzellerin arasında serpilmiş kıymet artırıcılardır onlar olmasa hayatın cennetinin farkına nasıl varacaktık ki yeni bir dua öğrettim kendime rabbim beni kötülerle karşılaştırma değil kötülerin zararından ziyanından beni koru ama daha çok kötü göreyim ki iyiyi kalbimde pekiştirebileyim dünyanın en kötü erkeğine aşık olayım ki en iyisini bulduğumda ona bağlanayım kaderimi sanki bomboş ve huzurlu bir zamanımda kalemi kağıdı elime alıp leylaları yaşarken yazmışım gibi yaşayım dualar bitmez bizde sen işini bilirsin diye hayırlısı diyerek sana bıraktım her şeyimi söyleyebileceğim tek şey şükürler olsun...