20 Aralık 2012 Perşembe

Artık şunu ya da bunu seviyor değilim,antidepresanların bile yetemediği noktadayım.Tarif edemediğim bir yıllanmışlığım var kendimi sevmekte bile zorlanırken insan sevmeyi nasıl başarırım ki sanki!Nerede bıraktım genç ruhumu çocuksu yanımı bilmem ama yorgunum hem de çok kim üzerine toprak atsınlar diye yalvarır Allah'a,ya da birine aşık olur göz göre göre o da sevse de kendini yokmuş gibi kim davranır.Neşeli olduğu zamanlardan çok ruhunu kaybettiği yıpranmışlığı hatırlar ki.Ah eski dost görünümlü şeytanlar yediniz ruhumu liğme liğme ettiniz ettiğinizin yarısını göstersin yaradan size de benim acımdan bir pay almış olun hatrımı sormadan tımarhaneye yatırmaya kalkan gardiyanlar,kıskançlıktan önünü göremeyen rabbin esirgedikleri ruhu satılmış kadın kız peşine ömür sürdüren yarım akıllılar,annesinin ölümünü bahane edip yolunu şaşıranlar,dost zannettiğim iftira atanlar dedikodu yapanlar hepiniz aman diyim ölmeyin ızdırabınızı çekin öyle gidin bu diyardan ben ölmeden önce öldüm ama bunu ilah uğruna değil yaşadıklarımdan diyorum ben öldüm kendimi bir gece tüm eskilerle vedaşırken bulduğumda Canı bile arayıp vedalaştığımda ardarda 40 sigarayı 2 saatte devirdiğimde ipi tavana astığım mektuplar yazdığım bir gecede ben öldüm,neden mi hala yaşıyorum,çünkü son sevdiğim düşündüğüm rabbimin gönlünü zaten ölesiye kırdım içki masalarında yabancıların elini tutarken dedikodu yaparken fal bakarken küfrederken inanmazken kırdım.O affeder aciz değil bizler gibi kin yok onda cezamı kabul ediyorum sonuna kadar hak neyse o işlemeli ne eksik ne fazla ki bunu en doğru yerine getireceğinden zerre şüphemin olmadığı rabbime bıraktım.Bedenen yalnızım ama bu değil ki birinin yatağını ısıtmak istiyorum bu saatten sonra bir muhabbet istiyorum ki bakmakla görmek farkı bakış açısı deyimlerini yaşayarak öğreniyorum.Baktığım yerde hep kötüler vardı hep küfürler dedikodular vardı.Şimdi gözlerimde rab var dahasını istemem.Bir dostum vardı hayalimde yarattığım gözlerimin önünde ama onda olmayan tüm iyi sıfatları yakıştırdığım o son kozummuş gözlerimin önünde gökdelenler yıkılsa şaşırmam artık.

 Bu gün kıyamet kopacakmış,maya teyze öyle demiş aslında dememiş de biz yine fal bakmışız kendi kendimize hep olduğu gibi...

 Hani kopmaz ya bi ihtimal veda mektubumuzu kalamazsak kalanlara gönderelim.

Rabbim ben birini sevdim seni sevemediğim zamanlarda(beni affet)kalbimin tamamını verdim.Sonra başka ve başka birilerini dibe vurdum anlayacağın yalnızlığın haltına sen hep vardın oysa ki neyin yalnızlığı bilmem sen koru kurtar bu zavallı kulunu...

Annem ayaklarının altı öpülesi kadın gözümün gönlümün aydınlığı sana onlarca mektup yazdım ama okutmadım ben her okuduğumda ağlarken sana nasıl kıyıp okuturdum,anacım gönlümün sultanı sevdiceğim ardımda bıraktıklarımın koruyucu meleği dualarınla ayakta bu yavrun hakkın helaldir bilirim ama yine de ardımdan söyle helal ettiğini...

Babam ciğerim sana iyi evlatlık yapabildim mi hep düşündüm kafamda ama elimden geleni yapmaya çalıştım.Her şeyimi anlattım bir sigara içtiğii bilemedin,o da içimde kalan uktedir sen de affet hakkını helal et...

Kardeşlerim Prensesim,Paşam kuzularım siz de benim evlatlarımsınız canım size feda olsun isterdim ama insanoğlu pislik işte yapamadım belki sizden fazla yedim içtim ama sizle aç kalmaya razıydım ben,siz de helal edin ablanıza hakkınızı benim hepinize varsa eğer hakkım helaldir.

Sen yarim dediğim ama asla yari olmadığımı bildiğim tek adam senden başka da kimseye demedim yar falan diye ben seninle yaşamak isterken sensiz ölümlerden ölüm beğendim.Neyse işte sen de helal et..

17 Aralık 2012 Pazartesi

Sana yazdığım mektup eskilerin resimlerinin hemen yanında,tek senin okuyacağın bir yerde ben gittikten sonra bul onu
Gidenler çok oluyor bu aralar ama olsun gitsinler hepimiz gidici değil miyiz sanki kimse benim hayatıma kazık çakmaya gelmedi sonuçta ben de giderim bundan böyle çok da zor bir şey değil benim için vedaları bile bıraktım son sahnelerim bile kalmadı artık hayatımda herkesi bıraktım gitti kimse kimseyi tutamaz tutmamalı da zaten yine kaçak hayatına başlıyorum bu defa bu kaçış diğerlerindeki gibi kendimden değil kaçmam gereken herkesten her şeyden kaçıyorum gidiyorum ben bulabilecek olan yok içinden geleni yapmaya konuşmaya hatta susmamaya gidiyorum bir liste hazırlayacağım kendime öyle yaşayacağım.Hani hergünü aynı olandan ama birer dakika kayarak uygulayacağım böylece hiç bir gün diğerinin aynısı olmayacak,şaka bir yana ben çocukluğumun içine gidiyorum kuralların değil çimlere basmanın tadına dans edebildiğim günlere şakalara barışmışlıklara intikamsız ve umursamaz hayatıma herkese şekerlerimden vermeye gidiyorum tek başıma toprakla oynamaya gidiyorum bebeğimle oynamaya ve koşmaya gidiyorum.Beni beklemeyin gördüğünüz ben değilim artık yani sizin yarattığınız ben değil ben yeniden ben olmaya gidiyorum.Herkesi her şeyi sevmeye aşkın sesini yitirdiği gözlerin aşk olduğu hikayelere koşuyorum beni beklemeyin anacım :)

14 Aralık 2012 Cuma

Nefes alamıyorum.Bir şarkıyla bu kadar fena olabileceğim hiç aklıma gelmemişti.Ağlamama sebebim aklıma geldi.En son ağladığımda akut astım krizi gelmişti içim acıdıkça nefes alamdım ve sonra boğulmak üzereyken kriz geldi bedenim kendini kastı oksijensizlikten yüzümde benekler oluşmuştu geçtiğinde ise uzun bir süre ağlamıştım.Bir daha kimse için ağlamayacağım demiştim.Bu krizler genelde kendimi ifade edemediğimde ve aciz hissettiğimde gelirdi.Hiç birini özlemenin devamında gelmemişti,kaç yıl beklediğimin ardından bile gelmemişti ne oluyor da şimdi nefessiz kaldım dünkü meselesin sen lanet olmasın,geçiyor yavaş yavaş ama bir daha olmamalı ölmeden önce ölmekti hani yaşadığım hani geçen yıl ölmüştüm neden oluyor bunlar biri gider biri gelir bak yeniden biri geldi seni buldu o dünde kaldı bir aylık mesele amma uzadı.Şimdi onu düşün hatırla seni sıcacık seveni,birini olmazsa diğerini düşün her gün yoluna çıkmak için bin bir yol arayanı düşün o da olmazsa seninle konuşmak için binbir yalan uyduran telefon sapığını düşün tüm hakaretlerine rağmen daha da aşık oluyor ya da ayrılmanıza rağmen hala peşinden koşan salağı düşün bıraktığı için köpek gibi pişman oldu hem zaten daha cezasını almayan dönmeyen eski aşkın kaldı mı ki ilk aşkını düşün o şimdi hala seni yanında istiyor çocukluk aşkını düşün hiç bir şey bulamıyorsan bir piçi bile sevebildiğini düşün yani öyle zannettiğini daha kötü değil bu durum geçecek o da seni ne kadar severse sevsin bu defa kırılma kırmasına izin verme diğerleri gibi yap acıma sonra ufka bak ve bir piçin doğuşunu izle...

12 Aralık 2012 Çarşamba

Hepimizin beklediği gemiyi fark ettik ismail abiyle üstelik anamız babamız yanımızdayken arar olduk o gemiyi gemide ne var acaba mutluluk ya da huzur mu,bizi bize bağlayacak bi sebep mi,içip kendinden geçmek mi bilinmez ama beklenen gemi bir ömür sürebilir bazen gemi ümitlerimizi yitirmediğimiz sürece yani var olmak için bir sebep bulursak o gemi gelecek ya da biz kaçak bir yolunu bulacağız girmenin,neyin gafletidir neyin sarhoşluğudur bilinmez ama o gemi buraya gelecek ya da limanda çürüyüp gideceğiz.Geminin izine rastlayan yok ardından yakılan türküler nidalar şiirler dolu fakat vaz geçemiyoruz ondan...

 Eğer duyuyorsan beni sevgili gemi sana iki çift lakırdım var.Beni bu denli kendine bağladın vaz geçemiyorum da bazen yerimi yurdumu kaybetsem de seni beklemekten sabretmekten başka bir yol bulamasam da o gemi gelecek ana gibi baba gibi sarıp sarmalayacak ruhunu sözler verilecek dualar edilecek gelene dek en son bizi de alıp götürecek kendi ufkuna,tüm yorgunluğumuzu çekip alacak ruhumuzu ızdırabın ortasından...

 Siz hiç öldünüz mü bilmiyorum ya da ölüme inanıyor musunuz;ben gemiyi beklerken ruhumu yitirdim göz yaşlarımı ve inancımı,hepsini olmasa da insandan gelecek olan hayra dair.Bir gün bir gemi gelecek ve bu kabusun ortasından uyandırıverecek bizi ne bileyim işte bekliyoruz mahşeri bekler gibi ama tek bildiğim O GEMİ GELECEK..!

11 Aralık 2012 Salı

Giderken ardında göz yaşları bırakmak istemez kimse,ben de öyle gidiyorum.Bu gidiş ne ölümcül ne de mateme dayalı ben ışığa gidiyorum.Bu yolda göz yaşları ayrılıklara vedalara değil bu gidişin tek matemi eskilere acınanlara olandır.Sigaramı yakmaya gidiyorum gece ışıktan korkar da bırakır peşimi belki...

10 Aralık 2012 Pazartesi

Hayal kuruyordum,uyumuş olacağım ki garip bir şekilde devam etti hayal.Bi kapıya geldim kapı sıcak dışarısı soğuktu,kapıya ellerimi uzattıkça kolu kayboluyordu,sadece ısınmak için ellerimi uzattığımda kapılar sarıyordu etrafımı elimi çeksem onlar da gidiyordu;ama tek bir kapını üzerinde pencere vardı o da önümdeydi ve perdeleri kapalıydı.Pencerede bir gölge belirdi
-Evde yoklar
 dedi,
-Peki siz dedim siz kimsiniz ve nereden biliyorsunuz ayrıca kapıya bu kadar yakın bir pencereden bakarken nasıl oluyor da o evde kalmıyorsunuz.

-Ben
 dedi,
-ben hapisteyim bu evde bırakıp gittiler beni de.
Ne soracağımı ne yapacağımı bilemedim.
-Peki yemek su tuvalet?
-Hahah komiksin çocuk ne yemeği suyu ruhlar aleminde gerek yok bunlara,sen ne arıyorsun burada diye sordu?
-Bilmiyorum,hiç bir fikrim yok kapı neden açılmıyor?
-Çünkü hissediyorsun soğuğu bırakıp kapının sıcağını hissediyorsun.
-İyi de üşürken nasıl sıcağı hissetmemeli?
-O kapı açıldığında soğuktan daha soğuk varsa ya?
-O halde neden sıcak içi ısıtan bir sıcak?
-O senin sıcaklığın bırak kapıyı çek ve git kendini kaptırma içeriyi gördüğünde benden farkın kalmayacak?

Açmadan bilemezdim ama açarsam ne olacağını da bilemeyecektim hem her yer bomboştu nereye gidecektim ki?

-Bana yardım edin açmalıyım.
-Üzgünüm çocuk o kapıyı açamazsın ya donacaksın ya gideceksin.

Bekledim,bekledim...Soğuk içime işliyordu,donarak ölmek istemiyordum.Sonra madem ben ısıtıyorum bu kapıyı kendimi de ısıtabilirim diye düşündüm;ama artık geçti geç olmuştu.Sarıldım kapıya sımsıkı ısındım kendime geldim,sarılırken birden kapı açılmaya başladı.Kapının kolu yoktu evet ama kapalı değilmiş zaten ve gölge kayboldu diğer kapılar teker teker açılmaya başladı her birinden farklı tanıdıklar çıkıyordu.Önümdeki kapı bomboştu,ses görüntü hiç bir şey yoktu...

İçeriye girdim yürümeye başladım dışarıdan tek farkı soğuk yoktu ama sıcak da yoktu ilerledikçe merakım artıyordu yine de bir sona eremiyordum ölmek istiyor ölemiyordum nefesimi bile tutamıyordum gözlerim kapandı daha sonra bir koku sardı etrafımı beni kendine çekiyordu.Ellerimde bir sıcaklık hissettim ve yanağımda ses yok gözlerim bağlı ve bir kokuya aşık oldum.Gitmek istiyor fakat kokuyu bırakamıyordum,yönümü bulamıyor hafızam giderek silikleşiyordu.Kendimi bir odada buldum odada tek bir pencere vardı ve bir ışığa doğru bakıyordu pencerenin manzarasında onlarca kapı ve aynı sülüet perdenin ardından öyle bakıyordu.

Tek duyduğum söz

-Gitmeliydin...

4 Aralık 2012 Salı

Kendime o kadar söz vermeme rağmen giriyorum profiline ve diğer tüm üyelikelerine yeni hiç bir şey yok,içim bi garip oluyor yeniden hatırlıyorum seni infazlar bile zaman aşımına uğrayabilmiş bir memlekette bitmek bilmeyen bi esaret,olmayana ergi yaşıyorum insanlar sevdiklerini mutlu ederek yaşıyor,sen benim bir adım önümde olduğunda bile mutlu olduğundan emin olamıyorum oysa yaşanacak ne günlerimiz vardı ne hayallerimiz sevgilim bi taş parçasına aşk çok zormuş elleri kolları yok sesi olmadan konuşuyor dışımdan konuştuğumda gülüyorlar içten içe dalga geçiyorlar ben de tanrıyla konuştuğumu söyledim onlara aslında zaten daha çok tanrıyla monolog yaşıyoruz sana iyi bakmasına dair üzerine  ezar taşı bile dikilmemiş sadece bir taş var kocaman ve ağaç mezarın toprak aşınmasına uğramadı ama tam yattığın yerden başlıyor yokuş devletin oraya da el atmasından ölesiye korkuyorum  ve fark etmesinler diye arada çim atıyorum üzerine çocuks bi sevinçle bekliyor sonuçsuz fani rüyalar kuruyorum ve hayallerim hiç de sensiz değil sen ben ve aramızda koca çınar o koruyor bizi bundan ibaret insanlar bağlandıkça yaşama ben sana bağlanıyorum ve kimsenin bilmediği yerde olman kendimi güvende hissettiriyor şimdi yeni bir mabed buldum sana dair duaların edileceği ve o kadar benziyor ki mezarına sanki içinde sen varsın...

2 Aralık 2012 Pazar

Telefonum çalıyor,numara kayıtlı değil,içimden açmak gelmiyor,aklımdan en iyi ihtimal geçiyor "o" dur diyorum.Hala açasım yok ve devam ediyor ısrarla bir kaç kez oluyor arka arkaya bir mesaj geliyor ardından pat diye okumadan siliyorum.ardından bir garip his başlıyor bir burukluk giden zamana yanıyorum.Bi kitap açıp okuyorum bir müddet ve saçmadan bir film dönüyor ardından bizim çekmiş olduğumuz baş rolde olduğumuzdan saçma olamaz ama gidip gelmelerle dolu sevilmeden sevdiklerimiz gibi öyle boş ne güldüren ne ağlatan gerçekleri öt gibi gözümüze sokan zırvalardan upuzak,bir vals başlıyor ardından bir potpori aşk zırvasına isyan yazılarla dolu,geçen yıllara inat bir gülümseme başlarcasına dışarıdan görülmeyen karanlık ekrenlar dolusu siliniyor yavaş yavaş zaman değil çaresi beynimizin kendini yenilemesi yenilere yer açmak adına temizleme çabası işte.Üzgünüm eski dost kayboluyorsun görünmez oluyorsun yanımda...
Bazen dertlenirsin durup dururken efkar dolar içine,eskileri anarsın,ahlar süzülür dilinin ucundan veya geçiverir içinden öyle bir alaturka haline geliverir aşk sanki çook eskilerde yaşamış olduğun bir anmışçasına siniverirsin deliğine hatta hala unutulmamışsa son giden doğum sancısından beter bi sancı sıkıştırıverir kalbini,gideni düşünürsün önünü görmeden bir yandan şükrettiğin rabbine sırf dost olduğunuz için sitem ediverirsin.

 Nostalji geliverir aniden film şeridi gibi bi Serçe açarsın derinden bi de sanat müziği ardından içmişten beter olur gece terk edildiğini hatırlar ama ağlayamazsın yeminli olduğundan ekrana bakarsın boş boş...

Alev sönmüştür de bi rutin matem işte yaşanandan çok uzun sürer,hastalığın tedavisi bulunamadığından idamınıza hafifletici sebepler bulursunuz kara kediye emanet ederinsin incik boncukları o dağıtır konu komşuya komşunun oğlu aracılığıyla,erosun oklarını yazık ede ede sinersiniz köşenize,nefes almak bi paketi bir oturuşta içmişçesine daralır ve ardından bi cigara yakılır dökülemeyen safralar adına.

Gittin tebrik ederim;yediğin tüm haltların yanında bana bunu da yaptın demek gelse de içimizden karşıdakinden bir cevap gelmeyeceğini bilerek ya da gelse de daha da kırılacağınızı bildiğinizden atamayacağınız mesajlar hey anasını maymunlara hediye ettiğimin aşkı ne yaptın içimize,sen geldiğinden beri çocuk olamıyorum doyumsuzca.Oysa ne güzeldi salıncakta elma şekeri yemek ve lunaparka gittiğin günleri özlemek...