3 Nisan 2013 Çarşamba

Anlatılacak yıllar yıllar öncesi değil henüz dün gibi hatırlıyorum hikayemi biraz beklenmedik bir hazan la sonuçlansa da her hatırladığımda mutlu oluyorum...

  Hepinizin olduğu gibi ben de öğrenciyim hem de en duygu sömürüsünden en yorgunlarınızdan en zengin en züürtlerinizdenim ve bir zamanlar ben de bazılarınız gibi çalışmaya karar vermiştim hikaye de böyle başlamıştı çalıştığım yer bir marketti tanıtım yapan kimsenin umursamadığı insanlar var ya ben onlardandım sonu pek iyi olmasa da bana hayatımın en farklı en içten iki gününü anlatacak olursam


   Ayakta dikilirken birden biri geldi çok şöyle böyle iyi değil çok pislik ve vakit bulamadığı için markete tanıtım için gelen öğrencilere sapıklık yapıyordu yemek işyerinde yenildiği için aynı mahzende yemek yiyorduk ve öyle rahatsızlık vericiydi ki ikinci gün gitmemeye ilk günün başlarından karar vermiştim alşmadığım ciddiyetsiz ve sapıtmış bir ortamın içindeydim ayaklarım şişmiş ve yorgunluktan ölüyordum kazanmam gereken bir özgürlük olduğu için sabrediyordum sapık görevliler sürekli laf atıyor yorgunluğuma bezginlik katıyordu.Bunun neresi güzel değil mi?devamını dinleyin öyleyse yine o salak görevlilerden biri marketi süpürüp yanımdan önümden sürekli geçiyor ama tek kelime etmiyordu ben de felaket rahatsız olmakla meşgul oluyordum orta halli bir ailede yetişmeme rağmen hiç tabiri caizse halk arasına inmeden büyüdüm o nedenle şımarık ve kendine buyruk büyüdüm aynı zamanda dışarıdan sessiz görünümlü kimseyi kale almayan bir birey oldum.Hikayemi kendimde saklamayı tercih ettim.

 "Sürekli etrafımda garip temizlik makinesiyle dolaşıyor ve bana küçük bir bakış atıp geçip gidiyordu.Umrumda dahi olamayacağını bilerek,ara verildiğinde sessizce çayını içiyor ve ortamı terk ediyordu tüm gün rahatsız olarak geçti akşam eve döndüğümde tekrar gitmemek için bahaneler savurdum ve baş elemanımı aradım yerime ara dönem elemanı bulamayacağını gitmezsem ilk günün ücretini de vermeyeceğini söylediği için el mahkum gidecektim ikinci gün de üzerimi değiştirdim görev yerime gittim temizlik için o da geldi elbette etrafım temizlikten aşınmıştı diğer şımarıklar gibi lafa tutmaya çalışmıyor aksine utangaç bir bakış atıp geçip gidiyordu.Yemek vakti geldiğinde yerin altındaki deponun ilerisinde bulunan çok ağır yemek ve rutubet kokusuyla donanmış yemekhaneye indik şef ona seslenerek el kol hareketiyle selam verdi o da ona işaret diliyle cevap vererek oturdu karşıma,o kadar büyük bir hata yapmış ve acımasızca davranmıştım ki telafiye vaktim de yoktu.Gözünün içine baktım ve kendimi ışıklar içerisinde gördüm.Sıkılmışlık vicdan azabına dönüşmüştü ve düzeltmemin tek yolu onunla konuşmaktı fakat ne ben onun dilini biliyordum ne o beni duyabiliyordu bütün gün işimi bırakıp onu seyrettim artık etrafımdan geçmiyor geçerken yüzüme bakmıyordu,öğrendiğim için kendini eksik hissetmiş ve uzaklaşmıştı.Diğer çalışanlar ise onunla dalga geçip eğleniyordu bir kaç kez konuşmayı denedim başaramadım.Çay molasında da yanına gitmeye çalıştım o hemem gitti pes etmekten başka da bir yolum kalmamıştı mesai saatim dolmuştu herkes erkenden gitmişti ona numaramı verecek bir cesaret bulamadım yanıma gelip gidip gitmediğimi işaretle sordu henüz değil olarak saatimi gösterdim mesaimi doldurup kaytarmadan gidecektim ve onunla konuşma fırsatı bulmayı deneyecektim o da olamadı gidip bir daha gelmedi mesai bitti gitme vaktim geldi yapışkan elemanlar geldi bir şeyler söyledi o gelmedi tam kapıdan çıkacakken kapının önünde bir şeyler topladığını gördüm o da beni gitmeliydim yanıma doğru geldi gözümün içine baktı ben de ona,bir süre öylece anladığımız tek dille konuştuk saat geç oluyordu ve dönüş yolum sıkıntılıydı gitmeliydim hiç istemeyerek gözlerimle vedalaştım ve durağa yöneldim el salladı ardımdan ve gidene kadar gözünü benden ayırmadı tam otobüse binecekken benim tarafıma geliyordu fakat şef onu çağırmıştı gitmeliydi ve gitti...

 Onun gözlerindeki dokunulmamışlığı ve aydınlık beni hiç unutmam mümkün olmadı sonra da gitmeye cesaret bulamadım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder